Diyabette Böbrekler

Diyabetik böbrek hastalığı nedir ve nasıl korunmalıyız?
Böbrekler kandaki tüm zararlı maddeleri süzen bir filtre olarak görev yapmaktadır. Böbreklerin içindeki kılcal damar yumaklarına gelen kan bu maddelerden arındıktan sonra yine vücut kan dolaşımına dönmektedir. Diyabetik böbrek hastalığında (diyabetik nefropati) kılcal damar yumakları kanı tam olarak temizleyemezler ve/veya geçirgenlikleri arttığı için damar içinde kalması gereken bazı maddelerin idrar yoluna kaçmasına neden olurlar. Sizin böbreklerinizin hasta olduğunu hissetmeniz için epeyce bir uzun sürenin geçmesi gerekmektedir. Düzenli kontrol muayelerinizin amacı erken dönemde yani herhangi bir şikayetinizin bulunmadığı dönemde hastalığı teşhis ederek geriye döndürebilmektedir. Diyabetik nefropatinin elişiminde beş aşama bulunmaktadır:

1. Aşırı süzme (hiperfiltrasyon)
Birinci aşama böbreklerin çok çalışıp adeta “fazla mesai” yaparak zararlı maddelerin tamamını vücuttan attığı dönemdir. Diyabetin erken döneminde bu aşırı süzmeye Tip 1 diyabetlilerin %70′inde, Tip 2 diyabetlilerin %33′ünde rastlanır, ancak bunların %50’sinden azında böbrek yetmezliği gelişir. Bu aşamada hastada herhangi bir belirti yoktur. Bu kişilerin böbrekleri normalden büyümüştür (ultrasonografi bunu gösterir) ve doktorunuzun isteyeceği 24 saatlik idrarda “kreatinin klirens” böbreklerinizin çalışma derecesini gösterecektir.

Korunma

Kan şekerinizin iyi ayarlanması böbrek boyutlarının ve böbreklerin süzme hızının normale gelmesini sağlayacaktır.

2. İdrarda düşük miktarda albumin (mikroalbuminüri)
Mikroalbuminüri “albumin” denen proteinin düşük miktarda idrarla atılması durumudur. Diyabeti olmayan kişiler günde idrarla 25 mg’ın altında albumin atarken diyabetliler günde 30 ile 300 mg arasında albumin atmaya başlayınca böbrek hastalığının “mikroalbuminüri” dönemine gelmiş bulunurlar. Bu aşamada da hiç bir belirti görülmez. Bu durum doktorunuzun isteyeceği idrar tetkiyle (sabah ilk idrar, gecelik idrar veya 24 saatlik idrar) ortaya çıkacaktır.

Tedavi

Mikroalbuminüri teşhisi konduysa böbrek kılcal damar yumaklarında harabiyet olduğunu ve bu durumun kandaki proteinlerin idrar yollarına geçmesine izin verdiğini biliyoruz. Böbrek içi basıncın da yüksek olması bu duruma katkıda bulunmaktadır. Doktorunuz size bu dönemde önereceği ilaç damar genişlemesini sağlayacağı için hem genel kan basıncını hem de böbrek içi basıncı düşürerek kılcal damar yumaklarından oluşan süzme ünitesine gelecek hasarı azaltacaklardır. Sonuç olarak idrarla albumin atılması azalacaktır. Kan basıncı normal olsa dahi bu ilaçları böbrekleri korumak amacıyla kullanmak mümkündür. Tedavi süresince doktorunuz belirli aralıklarla idrar albumin düzeyini kontrol etmek isteyecektir.

Korunma

Bu dönemde böbrek hastalığının tanınmasının önemi tedavi edildiğinde ve korunma yöntemlerine başvurulduğunda ilerlemenin önlenmesi ve geri dönüşün mümkün olmasından kaynaklanmaktadır. Alınacak koruyucu önlemler arasında ilk sırada kan basıncının ayarlanması gelmektedir. Yüksek kan basıncı (hipertansiyon) 130/85 mmHg (yani “onüç’e sekizbuçuk”) nın üstünde olan her değerdir. Hedef bu değerde veya altında olmaktır. Diyetteki tuz miktarının kısıtlanması ve bir egzersiz programına katılmanız hipertansiyon tedavisine katkıda bulunacaktır. Bir diğer yöntem kan şekerinizi kontrol altında tutmaktır. Diyabet Kontrol ve Komplikasyon çalışmasının sonuçlarına göre yoğun insülin tedavisi altında sıkı kontrol sağlanan Tip 1 diyabetlilerde böbrek hastalığı riskinin %35 ile %56 arasında azaldığı görülmüştür. Bir başka önlem şekli ise diyetteki protein miktarının azaltılmasıdır. Doktorunuz ve diyet uzmanınız bu konuda size daha fazla bilgi vererek yardımcı olacaklardır.

Doktorunuzla böbreklerinize zarar verebilecek diğer maddeler hakkında konuşmalısınız. Hergün kullandığımız ağrı kesicilerin büyük bir kısmı, bazı antibiotikler ve psikiyatrik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar böbrek çalışmasını bozabilirler. Eğer böbrekleriniz hasarlıysa bu tür maddelerin getireceği zarar daha da büyük olacaktır. Bu nedenle herhangi bir ilacı almadan önce doktorunuzla konuşunuz. Radyoaktif kontrast maddesi kullanılarak yapılan görüntüleme tetkiki (kalp damarları için koroner aniografi, böbrekler ve idrar yolları için intravenöz piyelografi veya kontrastlı bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme) öncesi doktorunuzla mutlaka görüşmelisiniz. Kullanılan kontrast maddeler sizde böbrek yetmezliği gelişme riskini arttırabilir. Bu nedenle doktorunuz tetkik öncesi ve sonrası verilen boyayı (kontrast madde) seyreltmek amacıyla daha fazla sıvı almanızı önerecektir.
İdrarınızı tutamama, idrar kaçırma, mesanenizi tamamen boşaltamama veya mesaneniz dolu olduğu halde idrar yapamama gibi sıkıntılarınız varsa doktorunuza bunları hemen anlatmaktan çekinmeyin. Hele böbreklerinizin çalışmasında sorun varsa bu yakınmalarınızın giderilmemesi böbreklerdeki hasarın artmasına neden olacaktır.

3. Nefrotik sendrom
Böbrekteki kılcal damar yumaklarındaki tahribat ilerledikçe idrarla atılan albumin miktarında artış olur ve erken dönemdeki küçük miktarlar (mikroalbuminüri: günde 0.03 ile 0.3 gram arası) daha büyük miktarlara (günde 3.5 gramın üstü) ulaşıp “nefrotik sendrom” tablosunu geliştirir. Albuminin görevlerinden biri de kanın sıvı kısmının damar içinde kalmasını sağlamak olduğunu göz önünde bulundurursak idrarla bol miktarda kaybedilen bu maddenin kanda azalması kanın sıvı kısmının damar dışına çıkmasına neden olup ödemlerin gelişmesine yol açacaktır. Bu dönemde böbrek hastalığında geri dönüş olmadığı gibi özellikle Tip 1 diyabeti olanlarda son dönem böbrek yetmezliğine doğru gidiş önlenemez.

Belirtiler

Ellerde ve ayaklarda şişme olacak ve karında, akciğerler ve kalp çevresinde sıvı birikecektir. Bu sizde yorgunluk ve nefes darlığına sebep olacaktır.
Tedavi/Korunma
Böbrek hastalığının ileryeşini yavaşlatmak için yapılacak iki şey olduğunu biliyorsunuz ama yine de bunları tekrarlamakta yarar görüyorum: birincisi kan şekerlerinizi, ikincisi ise kan basıncınızı ayarlamak. Bunların yanısıra şişmansanız zayıflayacaksınız, hergün düzenli yapabileceğiniz bir fizik aktivite (her gün yürüyüş gibi) olsun. Diyette tuzu da azaltmak gerektiğini unutmayın.

4. Böbrek yetmezliği
Sizin ve doktorunuzun tüm gayretlerine rağmen böbreklerinizin süzme kapasitesini uzun süre koruyamayabilir böbrek yetmezliği dönemine varabilirsiniz. Böbrekleriniz normalin %30′unun altında çalışınca böbrek yetmezliğinin belirtilerini daha fazla hissetmeye başlarsınız: iştah kaybı, üşüme, bulantı ve kaşıntı. %15′inin altına düştüğünde: zayıflama, bulantı ve kusma, gün içinde uyku hali ama gece uyuma güçlüğü. Bu dönemde insülin ihtiyacı azalacaktır. Doktorunuz kansızlık teşhis edecektir, kanda üre ve kreatinin düzeylerini kontrol edecek ve yüksek olduğunu görecektir.

Tedavi

Bu dönemdeki tedavi şeklinde pek bir fark bulunmamaktadır. Kan basıncı, kan şekeri ayarına devam edilecek ve günlük protein alımında azaltmaya gidilecektir. Kan potasyumu ve sodyumu takip edilecek dengesizlikler diyet ve ilaç tedavilerindeki düzenlemelerle giderilmeye çalışılacaktır. Son dönem böbrek yetmezliği kaçınılmaz olduğundan bu dönemde diyaliz ve/veya böbrek nakli konularında konuşmak ve planlar yapmak gerekmektedir.

5. Son dönem böbrek hastalığı
Böbreklerin artık hiç süzmediği bu dönemde kanda üre ve kreatinin yükselecek, vücutta su birikecek ve özellikle kalp çevresinde toplanarak kalbin pompalamasını zorlaştırabilecektir.
Belirtiler
Son dönem böbrek hastalığı bir önceki dönemlerdeki birçok tıbbi soruna ek olarak böbreklerin süzme dışındaki diğer görevlerini de yerine getirememesi sonucu başka problemler de yaratmaktadır. Bacak ve ayaklarda ödem, genellikle ayak bileği, yüz, göz çevresindeki şişlikler görülmektedir. Kalp ve akciğer çevresinde biriken sıvı nefes darlığına sebep olacaktır. Bacaklarda kramplar, bulantı, kusma, karında şişkinlik, mide bağırsak ülserleri gelişecektir. Deri turuncu-sarımsı bir renk alacaktır. Kas ve yağ dokusunun yıkımına bağlı zayıflama ortaya çıkacaktır. Kansızlık, serum kalsiyum düzeyinin düşmesi, potasyum ve fosfor değerlerinin yükselmesi ve diğer su ve tuz dengesizlikleri bu dönemde takip edilmesi gereken sorunlardır.

Tedavi

Bu dönemde böbreklerin görevlerini hiç yapmadığını düşünürseniz onların yerine kanı zararlı maddelerden temizleyecek tedavi yöntemlerine başvurmak gerektiğini görürsünüz. Bugünkü tedavi şekilleri hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek naklidir. Hemodiyalizde kanınız bir makine içinden geçerek temizlenip tekrar vücudunuza dönmektedir. Böyle bir tedavi için haftanın 2-3 günü bir hemodiyaliz merkezini ziyaret etmek durumundasınız. Yapay böbrek olarak çalışan bu makineye yaklaşık 4-6 saat bağlanmanız gerekmektedir.
Periton diyalizinde karın boşlugunu dolduran ve daha sonra belirli aralıklarla boşaltılan sıvı ile kandaki zararlı maddeler atılmaktadır. Hastanın bunu kendi kendine evde, hastaneye bağlanmadan uygulayabileceği bir sistem geliştirilmiştir. Burada karındaki bir kateter aracılığıyla karın boşluğuna diyaliz sıvısını dolduruyor, bir süre bekletip daha sonra sıvıyı boşaltıyorsunuz ve bu işlemi 4-6 saatte bir yineliyorsunuz.
Bugün en başarılı tedavi şekli böbrek naklidir. Uygun böbrek canlıdan veya kadavradan alınarak nakledilmektedir. Tip 1 diyabetlilerde pankreas ile birlikte yapıldığında başarı daha da artmaktadır. Daha fazla bilgi için bu konularda doktorunuzla konuşmanız uygun olacaktır.

Yorum Yapın